(Source: cunkugunaydin, via bokgibiurl)
Bir kadına güzel şeyler söyleyip onu gülümsetebilirsiniz. Ama eğer o kadın sizi sevmiyorsa, “ben sana aitim.” dedirtemezsiniz.
Şehirlerarası otobüs hatlarını bir türlü sevemiyorum sevgilim. Her gidişin bir dönüşü oluyor çoğunlukla. Her gidemeyişin, bir dönüşü bile olamıyor. Ki bu haksızlık.
Her şeye rağmen birlikte olabilen insanlara çok derin bir saygım var. Helal olsun diyorum onlara. Mesafelere, kavgalara, ailelerine, topluma, tüm yasaklara rağmen.
Çok büyük hayallerim yok benim. Gerçekleşmesi için dünyaları isteyen hayaller değil onlar. Ama gerçekleştiklerinde bana dünyaları verebilecek hayaller.
Zilinde adımızın yazdığı bir ev düşün.
Sadece ikimizin sığabileceği bir yatağa sahip olmalıyız. Güneş alan bir odamız olmalı. Öyle ki, perdeleri açtığımızda güneşin odamızda doğduğunu sanalım. O güneş hiç batmasın. O güneşi hiç batırmayalım.
Renkli dolapları olan küçük bir mutfağımız olmalı. İçinden güzel kokular gelen. Belki başlarda çok güzel yemekler yapamayacağım sana ama, alışacağım merak etme. Annem de yardım edecek bana. Sevdiğin yemeklerin tariflerini kumaş kaplamalı bir deftere yazacağım. İlerde bir bebeğimiz olursa, sayfalarını umarsızca karalayabilsin diye. Kızımız olursa şayet, yaşlandığımda ona hediye edebileyim o defteri. Büyüdüğünü anlasın değil mi?
Bir de balkonumuz olmalı. Mermerlerinin kenarlarına çiçeklerimizi dizelim. Papatya olsun çoğunlukla. Bizi üzebilecek tek şey, saksıdaki çiçeğin kuruması olsun. Yenisini alalım onun yerine de. Balkon kapısını açık bıraktığımızda, bütün ev papatya koksun. Sadece baharı yaşıyormuşuz gibi. Kışımız, sonbaharımız hiç olmayacakmış gibi.
İçine sadece ikimizin kokusunu hapsedebilen yastık kılıflarımız olmalı.
Bizi, birbirimize ait ilan eden.
Sevdiğiniz adam, “ağlama, gülümse. gülümseyince çok tatlı oluyorsun.” dediği için ağlamıyorsunuz. Asla.
bazen gözünüzde biriken yaşların hepsi, bi anda göğsünüze damlıyo.
kalbin üstüne geliyo bazen o yaşlar.
bi de şey çok acıtıyo mesela.
klavyenin tuşlarına dokunabiliyorsun, masaya dokunuyorsun, yorgana sarılıyorsun, başını yastığa koyuyorsun, saçma sapan insanların omuzlarına çarpıyorsun sokakta.
ama ona dokunamıyorsun bi türlü.
sonra telefonla uyurken buluyorsun kendini.
bazen bi otobüs bileti diğer her şeyden daha değerli olabiliyo, seni daha çok gülümsetebiliyo.